»  Anasayfam Yap   »  Sık Kullanılanlara Ekle   »  Yasal Uyarı
 
Arama:
     
 
 
 
Türk Ticaret Kanunu Yeniden Yazıldı-Avukat İbrahim

 
        TİCARETİN KANUNU YENİDEN YAZILDI –I
Şirketlerin Ehliyeti ve Ultra Vires Doktrinine Veda
 
1956 yılında kabul edilip, 1957 de yürürlüğe konulan ve yeni 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe gireceği 01.07.2012 tarihine kadar yürürlükte kalacak olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) “...hazırlandığı dönemin öğretileri ile kuram ve yaklaşımlarını iyi bir şekilde yansıtan, sorunlara çağdaş, güvenilir ve işleyebilir çözümler getiren, bu alanda Türkiye’nin gereksinimlerini büyük ölçüde karşılayan, menfeatler dengesini hak ve adalete uyğun bir tarzda kuran, modern hukuk yöntemlerinin ve kanun tekniklerinin başarıyla kullanıldığı bir kanun”[1] olarak nitelenen TTK. her yeni gibi üzerinden geçen zamanın aşındırıcılığı ile eskimiş, değişen ve gelişen toplumsal ihtiyaçlar ve özellikle de ticaret ve sanayinin ihtiyaçları ve de AB uyum sürecinin zorunlulukları karşısında değişmesi kaçınılmaz olmuş ve 1957 den günümüze kadar ihtiyaçları karşılayabilmiş bir kanun olarak iş gören 6762 sayılı TTK. 6102 sayılı yeni TTK. nuna mevkiini terk etmek üzeredir. 
Bu geçiş sürecine ticaret şirketleri ve sanayiciler başta olmak üzere ilgili tarafların, intibaklarının sağlanabilmesine katkı sağlayabilmek için bu çalışmalar kaleme alınmıştır. Seri halde konu ile ilgili olarak elde ettiğimiz veriler ve kanaatlerimizi sizlerle paylaşmayı ümit ediyoruz.
Ticaret Kanunu’nun en önemli aktörleri olan şirketler için olduğu kadar, şirketlerle hukukî işlemde bulunan üçüncü kişiler için de “hukukî işlem ehliyeti” hayati önemi haizdir. Bu nedenle yürürlükteki TTK.m.137 ‘de şirketlerin ana sözleşmelerine (esas mukaveleleri) atıfla şirket ehliyetini sınırlayan, ultra vires[2] doktrinini esas alan ehliyet kısıtlaması yeni 6102 sayılı TTK.’nda terk edilmiştir. 
Gelelim TTK.’nunda Şirketlerin Ehliyeti konusuna; 
Türk Medeni Kanunu’nun 48. maddesinde tüzel kişilerin ehliyeti “yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehildirler” ibaresi ile en geniş şekilde ehliyetlendirilmiştir.[3], [4] Halbuki, halen yürürlükte olan TTK. nun 137. maddesinde bu ehliyet ana sözleşme ile sınırlandırılmıştı. Türk Ticaret Kanunu’nun 137. maddesi uyarınca şirketin ana sözleşmesinde belirtilen işletme konusu dışında kalan işlemlerde şirketin hak ehliyeti bulunmadığından, ana sözleşme sınırı dışında yapılan işlemler, şirket bakımından yok hükmünde idi.[5] O nedenle de, mevcut şirketlerinin ana sözleşmelerinde şirketlerin neleri yapabilecekleri, diğer deyişle hangi iş ve işlemleri gerçekleştirebileceklerine dair ehliyet maddesinin olabildiğince uzun olarak düzenlendiğini görürüz. Yeni TTK. ndaki düzenlemeden sonra, kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte bu uzun anlatımlara gerek kalmayacaktır. Türk Ticaret Kanunu’nda , 6762 sayılı yürüklükteki TTK’dan farklı olarak, şirketlerin ehliyeti konusunda, “ultra vires ilkesi” terk edilmiştir. Böylece şirketlerin ehliyetlerinin kapsamını ana sözleşmelerinde belirtilen konuların belirleyeceği görüşünden vaz geçilmiştir. Bu durum beraberinde “sınırlı ehliyetin” neden olduğu bir çok karmaşık hukukî sorununa da son vermiştir. Yeni Türk Ticaret Kanunun yürürlüğe gireceği 1.7.2012 tarihinden itibaren şirketler ana sözleşmelerindeki iştigal maddesini oldukça kısa yazabileceklerdir.
 
Yeni TTK. nun şirketlerin ehliyetini düzenleyen 125. maddesi, ehliyet konusunu doğrudan Türk Medeni Kanunu’nun “Tüzel Kişilerin Ehliyeti” ni düzenleyen 48. Maddesine atıfla düzenlemiş olması nedeniyle, ehliyet sınırlamasına son vermiştir. Ehliyet sınırlamasının hem şirketin iç ilişkilerinde hem de şirketin dış ilişkisinde (üçüncü kişilerle olan ilişkilerinde) neden olduğu karmaşık hukukî sorunlara da böylece son verilmesi amaçlanmıştır.[6] Böylece ticaret şirketleri Türk Medeni Kanunu’nun 48. maddesine göre tüzel kişiler için ön görülen tüm hakları edinebilecek ve borçları üstlenebilecektir (hakları iktisap, borçları iltizam edebilecektir).
 
Türk Ticaret Kanunu’nun 125. Maddesinin II. fıkrasının, 1. cümlesinde, ticaret şirketlerinin, TMK.’nun 48. maddesi hükmüne göre bütün haklardan yararlanabilecekleri ve borçları üstlenebilecekleri genel kural olarak kabul edildikten sonra, 2. cümlesinde ise, bu husustaki kanunî istisnalar saklı tutulmuştur. Söz konusu istisna; halen yürürlükte olan TTK m. 137, c. 2’deki istisnada olduğu gibi, tasfiye hâline giren şirketin ehliyetine ilişkindir. 6762 sayılı TTK’da olduğu gibi, Yeni TTK.’nda da, tasfiye hâline giren şirketlerin ehliyeti, doğal olarak tasfiye amacıyla sınırlanmış olup, bu şirketlerin amacı, tasfiye amacına dönüşmektedir.[7]
 
Sonuç
Şirketlerde işlem ehliyetinin işletme konusu ile sınırlılığı, amaçla sınırlılık ve bu sınırın tespiti için ana sözleşmedeki işletme konusu (iştigal maddesi) başlığı altında uzun uzun sayılan “şunu da yapabilir, buna da ehildir.” gibi sayfalar alan anlatımlara Yeni Türk Ticaret Kanunu son vermiştir. En genel anlamda ve en geniş biçimde tüzel kişilerin ehliyetini düzenleyen Türk Medeni Kanunu’nun 48. Maddesine yaptığı atıf ile Ultra Vires ilkesine veda etmiştir. Kanunun bu düzenleme tarzı şirketlerin işlerini kolaylaştırma, yeni bir fırsatı değerlendirmek için ana sözleşme değişikliğine gitme gibi zorluklardan kurtardığı gibi şirketle hukukî ilişkiye giren üçüncü kişilerin ana sözleşmeyi inceleme ve yorumlama zorluğu veya işlemden sonra şirkete karşı hükümsüzlük savunması ile karşılaşma gibi sürprizlere son vermesi bakımından yerinde olmuştur. Yunus’un deyişiyle “işler kolay kılınmıştır.” Gireye cesur müteşebbislerce, iyi niyetli dürüst bir ticaret anlayışı ile bozulmamış bir rekabet ortamında yarışmak kalıyor. Hayırlı bol kazanç dileklerimizle...
 


[1] Genel Gerekçe. s.1
[2] A CONCISE LAW DICTIONARY'deki tanım : «...Yasalarca tanınmış yetkinin dışına çıkılması ve bu nedenle hükümsüz sayılan eylem ve işlem. Örneğin bir şirketin yetkileri kuruluş bildirgelerindeki amaçla sınırlıdır. Ortaklar bu amaç dışındaki işleri onaylamazlar ve bu işlemler hükümsüzdür. Buna Ultra Vires denir...» (İngiliz Hukukunda Ultra Vires Kavramı, Uğur Mumcu, http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/323/3204.pdf erişim: 26.05.2011)
[3] Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E: 2002/2502, K: 2002/7098 sayılı, T: 10.06.2002 kararında özetle;
Ortak girişimin davada taraf olma ehliyeti bulunmamaktadır. Bundan dolayı da ortak girişimi oluşturan şirketlere dava dilekçesinin ayrı ayrı tebliği gerekir. (4721 s. MK. m. 47, 48) (743 s. MK. m. 45, 46)
 
[4] Yargıtay 21. Hukuk Dairesi,   E: 2005/14668, K: 2006/946 sayılı ve T: 09.02.2006 kararında özetle;
 
Medeni haklardan istifade (hak) ehliyeti bulunan her tüzel kişi taraf ehliyetine de sahiptir. Tüzel kişiliğin son bulması ile artık eski tüzel kişinin taraf ehliyeti de son bulur. Dava devam ederken tüzel kişiliğin son bulması halinde davaya devam edilmesine imkan yoktur. Taraf ehliyeti kamu düzeni ile ilgili olup hakimin bu hususu resen göz önünde bulundurması zorunludur.
 
(4721 s. MK. m. 47, 48, 49, 50) (1086 s. HUMK. m. 38) (506 s. SSK. m. 79)
[5] Dr. Burçak Yıldız, TTK Tasarısı’nda Şirketlerin Ehliyeti Ve Bu Bağlamda TTK. m. 137 Hükmündeki“Ultra Vıres” Sınırlamasının Yerindeliğinin Değerlendirilmesi, AÜHFD, 2006, c. 55, s.1, s.321-353
[6] Madde Gerekçesi “Bu madde (125. Madde), 6762 sayılı Kanunun 137’nci maddesinde öngörülmüş bulunan ve tüm ticaret şirketleri için geçerli olan ultra vires ilkesini, AET’nin 68/151 sayılı şirketlere ilişkin Birinci Yönergesinin ilgili hükmünü dikkate alarak kaldırılmıştır. Ticaret şirketleri Türk Medeni Kanununun 48’inci maddesi çerçevesinde haklardan yararlanabilecek, borçları üstlenebilecektir. 371’nci maddenin ikinci fıkrasında olduğu gibi Tasarının bazı hükümlerinde, işletme konusu dışında yapılan işlemlerin hukukî sonuçları özel olarak düzenlenmiştir.”
[7] Yıldız, s.338
 
© 2010 www.dengeymm.com.tr Tüm hakları saklıdır. Web Tasarım Algoritma