Risk Yaklaşımı Ve Risk Analitiği

<div style="text-align: center;">
<p><b><font size="2">RİSK YAKLAŞIMI VE RİSK ANALİTİĞİ</font></b></p>

<p align="JUSTIFY"><br />
<br />
<br />
<font size="2">Günümüzde şirket iş süreçleri artarak zorlu ve karmaşık hale gelmekte, bu durum da doğru risklere odaklanılması ve kurum içerisinde doğru bilginin elde edilmesi açısından risk analitiği tekniklerinin kullanılması ihtiyacını artırmaktadır. Şirketlerin birçoğu faaliyetlerini geleneksel yöntemler, birbirinden bağımsız birimler ve kurum bazında izlenmeyen veri yönetimi ve analizleri ile sürdürmektedir. Risk analitiği bu sorunu, iç ve dış veri kaynaklarını bütünsel bir yaklaşımla ileri düzeyde analitik araçlarla inceleyerek şirketlerin potansiyel risklerini kritik bir tehdit oluşturmadan önce bir erken uyarı sistemi olarak çözmektedir. Günümüzde risk analitiği teknikleri, riskin daha önce olmadığı kadar kesin bir şekilde ölçülmesini, niteliksel olarak tarifini ve hatta öngörülmesini mümkün kılmaktadır. Analitik uygulamalar, kurumun farklı bölümlerdeki risk kollarını tek bir platformda toplayarak risk ölçümünde bütünlük sağlamakta olup bu doğrultuda yöneticilere riskin doğru şekilde tespiti, anlaşılması ve ortaya koyulması için etkili risk yönetimi koşulları sağlamaktadır. İç denetim fonksiyonlarının kullandığı geleneksel denetim metotlarının etkinliği son dönemde giderek azalmaktadır. Veri madenciliği teknolojisi ve veri görselleştirme araçları kullanan iç denetim fonksiyonları, kurum verisine daha rahat erişilmesine, daha gerçekçi bilgiler elde edilmesine ve böylece risklere daha dinamik bir şekilde cevap verilmesine yönelik aksiyonlar alınmasına olanak sağlamaktadır. Kısacası, risk analitiği iç denetim sürecini geliştirmek için en önemli etken haline gelmiştir. Buradaki kritik faktörleri ise, iç denetim kültüründe analitik yaklaşımların var olması ile birlikte kurumun operasyonel ve stratejik hedeflerine uygun analitik uygulamaların kurum planlama süreçlerine yerleşmeye başlaması oluşturmaktadır. Aslında risk analitiğinin iç denetim fonksiyonlarında kilit rol oynamasının arkasında çeşitli sebepler bulunmaktadır. Öncelikle, veri hacimlerinde (yapısal ve yapısal olmayan) dramatik bir artış yaşanmakta ve bunun sonucu olarak bu verilerin anlaşılması, sınıflandırılması ve raporlanması ihtiyacı doğmaktadır. Bunun dışında, paydaşların artan bilgi talepleri ve açıkça ifade edilen bulgular ile doğru risklere odaklanma istekleri ön plana çıkmaktadır. Ayrıca, günümüzde iç denetim süreçlerinde kullanılan geleneksel teknikler kurum faaliyetlerine değer katma açısından yetersiz kalmaktadır. Günümüzde örneklem yöntemlerini temel alan geleneksel metotlar geçmiş dönemi temel almakta, denetimlerin risklerin önlenmesindeki rolünü sınırlandırmaktadır. Risk analitiği ise bu noktada geçmişi esas alarak geleceğe yönelik tahminler ile suistimalin önlenmesi için modeller kurulmasında ve sürekli denetim konusunda önemli bir rol oynamaktadır. Özetle, analitik yaklaşımlar ile desteklenen iç denetim, karar mercilerinin daha etkin ve zamanında karar almasına yardımcı olmaktadır. </font></p>

<p align="JUSTIFY"><br />
<br />
<font size="2">&ldquo;Aynı faturayı iki kere ödemek ister misiniz?&rdquo; sorusuna kim &ldquo;Evet&rdquo; cevabı verir? Kimsenin evet cevabı vermeyeceği gayet net değil mi? Ancak tecrübemiz gösteriyor ki büyük şirketlerde ödenen faturaların %1&rsquo;inde mükerrer ödeme söz konusu&hellip; Bir başka konu ise, suistimal vakalarında artık yapılması gereken yaşanmış olanı bulmak değil bundan sonra yaşanabilecek vakaları önceden tespit edebilmektedir. </font></p>

<p align="JUSTIFY"><br />
<br />
<font size="2">Sonuç olarak, analitik yöntemleri kullanan iç denetim fonksiyonları doğru kaynak kullanımı yaparak uzaktan denetimler ile maliyetleri azaltmakta ve denetim kapsamını genişleterek doğru risklere odaklanabilmekte, böylece kurum içi değer katma rolünü fazlasıyla üstlenmektedir. Bu durum da denetimlerin etkinliğini gözle görülür bir biçimde artırmaktadır.</font></p>
</div>

<div> </div>

<div><strong>Oğuzhan AKYAMAN (Kıdemli Denetçi Yardımcısı) / Ocak 2020</strong></div>

RİSK YAKLAŞIMI VE RİSK ANALİTİĞİ




Günümüzde şirket iş süreçleri artarak zorlu ve karmaşık hale gelmekte, bu durum da doğru risklere odaklanılması ve kurum içerisinde doğru bilginin elde edilmesi açısından risk analitiği tekniklerinin kullanılması ihtiyacını artırmaktadır. Şirketlerin birçoğu faaliyetlerini geleneksel yöntemler, birbirinden bağımsız birimler ve kurum bazında izlenmeyen veri yönetimi ve analizleri ile sürdürmektedir. Risk analitiği bu sorunu, iç ve dış veri kaynaklarını bütünsel bir yaklaşımla ileri düzeyde analitik araçlarla inceleyerek şirketlerin potansiyel risklerini kritik bir tehdit oluşturmadan önce bir erken uyarı sistemi olarak çözmektedir. Günümüzde risk analitiği teknikleri, riskin daha önce olmadığı kadar kesin bir şekilde ölçülmesini, niteliksel olarak tarifini ve hatta öngörülmesini mümkün kılmaktadır. Analitik uygulamalar, kurumun farklı bölümlerdeki risk kollarını tek bir platformda toplayarak risk ölçümünde bütünlük sağlamakta olup bu doğrultuda yöneticilere riskin doğru şekilde tespiti, anlaşılması ve ortaya koyulması için etkili risk yönetimi koşulları sağlamaktadır. İç denetim fonksiyonlarının kullandığı geleneksel denetim metotlarının etkinliği son dönemde giderek azalmaktadır. Veri madenciliği teknolojisi ve veri görselleştirme araçları kullanan iç denetim fonksiyonları, kurum verisine daha rahat erişilmesine, daha gerçekçi bilgiler elde edilmesine ve böylece risklere daha dinamik bir şekilde cevap verilmesine yönelik aksiyonlar alınmasına olanak sağlamaktadır. Kısacası, risk analitiği iç denetim sürecini geliştirmek için en önemli etken haline gelmiştir. Buradaki kritik faktörleri ise, iç denetim kültüründe analitik yaklaşımların var olması ile birlikte kurumun operasyonel ve stratejik hedeflerine uygun analitik uygulamaların kurum planlama süreçlerine yerleşmeye başlaması oluşturmaktadır. Aslında risk analitiğinin iç denetim fonksiyonlarında kilit rol oynamasının arkasında çeşitli sebepler bulunmaktadır. Öncelikle, veri hacimlerinde (yapısal ve yapısal olmayan) dramatik bir artış yaşanmakta ve bunun sonucu olarak bu verilerin anlaşılması, sınıflandırılması ve raporlanması ihtiyacı doğmaktadır. Bunun dışında, paydaşların artan bilgi talepleri ve açıkça ifade edilen bulgular ile doğru risklere odaklanma istekleri ön plana çıkmaktadır. Ayrıca, günümüzde iç denetim süreçlerinde kullanılan geleneksel teknikler kurum faaliyetlerine değer katma açısından yetersiz kalmaktadır. Günümüzde örneklem yöntemlerini temel alan geleneksel metotlar geçmiş dönemi temel almakta, denetimlerin risklerin önlenmesindeki rolünü sınırlandırmaktadır. Risk analitiği ise bu noktada geçmişi esas alarak geleceğe yönelik tahminler ile suistimalin önlenmesi için modeller kurulmasında ve sürekli denetim konusunda önemli bir rol oynamaktadır. Özetle, analitik yaklaşımlar ile desteklenen iç denetim, karar mercilerinin daha etkin ve zamanında karar almasına yardımcı olmaktadır.



“Aynı faturayı iki kere ödemek ister misiniz?” sorusuna kim “Evet” cevabı verir? Kimsenin evet cevabı vermeyeceği gayet net değil mi? Ancak tecrübemiz gösteriyor ki büyük şirketlerde ödenen faturaların %1’inde mükerrer ödeme söz konusu… Bir başka konu ise, suistimal vakalarında artık yapılması gereken yaşanmış olanı bulmak değil bundan sonra yaşanabilecek vakaları önceden tespit edebilmektedir.



Sonuç olarak, analitik yöntemleri kullanan iç denetim fonksiyonları doğru kaynak kullanımı yaparak uzaktan denetimler ile maliyetleri azaltmakta ve denetim kapsamını genişleterek doğru risklere odaklanabilmekte, böylece kurum içi değer katma rolünü fazlasıyla üstlenmektedir. Bu durum da denetimlerin etkinliğini gözle görülür bir biçimde artırmaktadır.

Oğuzhan AKYAMAN (Kıdemli Denetçi Yardımcısı) / Ocak 2020
22 Eylül 2020