Bir Yeniyılda Daha Merhaba / Hasan Zeki Süzen-Ekrem Kayı
Bir Yeni Yılda Daha Merhaba
Orta yaşı devirenler için zamanın çok hızlı geçtiği bilinir ve söylenir.. Oysa gençler için bir türlü geçmek bilmez zaman...Aslında neresinden bakılırsa bakılsın, geçen zaman mıdır yoksa biz mi? Ağız alışkanlığından olsa gerek, sanki bizler sabit bir noktada duruyormuşuz gibi zamanın geçtiğini, ömrün geçtiğini ve daha bir sürü şeyin hep gelip geçtiğini bahseder dururuz...Ne kadar alışmışız; insanı sabit bir parametre, onun dışındaki her şeyi değişken ve akışkan kabul etmeye. Oysa olayın tam tersi olduğunun çoğumuz bilincindeyiz, aslında değişken olan bizleriz, nesnel dünyanın bir çok şeyi parametre, diğer bir ifadeyle sabit. Tarihin başladığı Sümer medeniyeti ve onu izleyen Mısır medeniyetinden bu yana insanoğlu zamanı takvim denilen anlamlı parçalara ayırmış. Günler, haftalar, aylar, yıllar, asırlar, milenyumlar hep insanoğlu tarafından tasarlanarak kabul edilmiş izafi bir sistemden başka bir şey değil. Bir an için, asırlar öncesinden belirlenmiş takvim sisteminin bugün uygulanandan farklı oluşturulduğunu düşünelim; günlerin 36 saat, haftaların 4 gün, ayların 3 hafta, yılların 16 ay olduğunu.. Ne değişirdi bizler için? zamana dayalı ölçümlerin dışında hiçbir şey.. Pek çoğumuz bugünkü yaşlarımızdan reeskont edilmiş bir yaş gurubunda olurduk o kadar(!)
Esas olan; Evrenin sonsuz boşluğunda bir toz tanesi kadar bile belli olmayan dünya adını verdiğimiz bu gezegende; canlıların en şanslısı olduğumuzun bilinciyle huzur içinde yaşamayı becerebilmektir. Siz, o, ben ve onlar ne yaparsak yapalım, hayatın olağan akışını kolay kolay tersine çeviremeyiz. Şu an içine girip idrak etmekte olduğumuz 2011 yılı gibi,2012,2015..2040 yılları da ileride bizleri bekliyor, içimizde kim bilir kaç şanslı insan o yılları görebilecek.. Dünyamızdaki medeniyetlerin şu an ulaştığı teknik seviyenin, geçmişteki ve bugünkü insanlığın müşterek mücadelesinin bir eseri olduğunu biliyoruz. Yakın ve uzak geleceğin ne gibi değişimler getireceğini hangimiz öngörebilir ki, teknolojinin her alanda sunduğu inanılmaz keşifler bizi ve bizden sonraki kuşakları nelerle karşılaştıracak acaba? Çok hızlı yenen yemekler bünyemizde nasıl hazım sorunlarına yol açıyorsa, insan hayatını ilgilendiren teknolojik keşif ve değişimlerdeki sürat de, bireysel ya da toplumsal yaşam alanlarında benzer kabul ve özümseme sorunlarına yol açabiliyor. Adeta baş döndüren gelişmelerin ve yeni keşiflerin, sunduğu yaşam kolaylığının yanı sıra insanların mutsuzluğunun ve huzursuzluğunun tohumlarını da bilinç altına yerleştirdiğini gözlememek mümkün değil.. Yapılan bir araştırmaya göre; günümüzden 50 yıl öncesine kadar insanlar, uyku dışındaki aktif zamanlarının en az yarısını, sohbetle, karşılıklı ya da çoklu sıcak iletişimle, eskilerin deyimi ile hasbıhal ederek geçirirlermiş. Günümüzde bu oran beşte bire tekabül ediyormuş. Ortalama yaşam beklentileri bugünlere nazaran bir hayli düşük olmasına karşın, huzur ve mutluluk anlayışları ile günübirlik hayatı özümsemeleri, hayatın dayattığı onca sıkıntılara ve yokluklara rağmen bugünlere nazaran çok daha ileride ve derinlerdeymiş. O dönemleri yaşamış ve günümüze tanıklık eden şanslı birkaç kıdemli insanı yakın çevrenizde görebilir, onların nurlu yüzlerinden ve gözlerinden derin huzuru tatmış olmanın mutluluğunu izleyebilirsiniz.
2011 ve izleyen günler, bizlerin yaşam maratonunda geride kalmamak için seri hareket etmemiz gerektiğini dayatıyor. Ancak bu arada, önümüzde, arkamızda hatta yanı başımızda olanların da farkında olarak, yaşam sevgisinin ışığını birbirimizi yakmak için değil, yolumuzu ve birbirimizin yüzünü aydınlatmak için kullanabilirsek daha mutlu daha huzurlu insanlar olabiliriz. Yeter ki kendimiz başta olmak üzere, çevremizdeki her insanın bir ruhu olduğunu, ihmal edilip geride kalan ruhların robotlaşmış insan ve robotlaşmış bir topluma yol açabileceğini her sabah güne başlarken kendimize hatırlatmayı ihmal etmeyelim.
Evet yeni bir yılın bu ilk günlerinde, hepimizin sağlıklı bir bedene sahip olmanın yanı sıra ruh ve duygularımızı yenileyip besleyerek önümüzdeki zamanı daha mutlu ve daha huzurlu insanlar olarak yaşayabilme umuduyla sevgi dolu günler diliyoruz.
|