Bundan 1 ay önceki yorumlarda "2 bin 400
dolar da olabilir, bin 600
dolar da olabilir" şeklinde yorumlar vardı. Sebebi ise özellikle dünyadaki büyük yatırım fonlarının finansal krizle beraber, merkez bankalarının özellikle de gelişmiş ülke merkez bankalarının, ki bunların başında Amerikan Merkez Bankası geliyor, yüklü miktarda likidite sürmesiyle beraber bir enflasyon tehlikesi söz konusu olabilir düşüncesiydi. İşte o likiditeyi eline geçiren yatırım bankaları
altın fonu oluşturdular ve uzun müddet
altın alarak, ki bu 2008’in son çeyreğinde başladı, fon oluşturdular. Bunların amaçları bu yüksek enflasyon sırasında "biz halkı enflasyona karşı korumak için
altına yöneliriz, bu fonları satarız ve kazanırız" şeklindeydi ama beklenen gibi olmadı. Dolayısıyla halk
altın almak yerine, borçlu yakalandı krize. Bizde de aynı durum vardı.
ALTIN YÜKSELİNCE ULUSLARARASI PİYASAYA 400 TON SATTIK
Halk bu borcunu karşılamak için ya elindeki
altını sattı veya sosyal dayanışma çerçevesinde eşinden dostundan aldığı
altınları sattı. Biz o dönemde halktan yüklü miktarda
altın geri dönüşü aldık ve bunu da uluslararası
piyasalara, İstanbul
Altın Borsası vasıtasıyla sattık. Bunun rakamı da resmi olarak 400 ton civarında. Bunları sadece bizde değil, Hindistan, Dubai, Mısır gibi
altınla çok iştigal eden ülkelerde de görebilirsiniz. Aynı şekilde o halkların da
altın sattıklarını gözledik.
"10 BİN DOLAR OLUR DİYEN BİLE OLDU"
Sonuçta bu yatırım fonlarının hedefini yakalayamadığı görüldü. Fonların pozisyonu işte bu nedenle bozuldu. Uzun süre "
altın daha da yükselecek" şeklindeki yorumları gördük. Bunlar dünyada söz sahibi olmuş
altın uzmanları, iktisatçılar,
piyasa oyuncuları..
Bunlardan bazı yorumlar geldi... "
Altın 2 bin 400
dolar olacak, 3 bin 500
dolar olacak, yani artırabildiğiniz kadar artırın. Açık artırma serbest" gibi böyle fiyat tahminleri yapıldı. Hatta 10 bin
dolar olur diyenler bile oldu. Tabi buralara gelmesi çok zordu. Netekim 1.922
dolarda eylül ayında yeni bir tarihi zirve yaptıktan sonra buradan geriledi ve 1.575
dolarlara kadar
altın onsunun gerilediğini gözledik. Şimdilerde tekrardan 1.725
dolarlara kadar çıktı. Ama son yükselişi tabi o düşüşün bir tepki yükselişi olarak değerlendirmek gerekir. Nitekim biraz daha geriliyor muhtemelen önümüzdeki günlerde veya haftalarda 1550
doları tekrar göreceğiz.
ALTIN GÜVENLİ YATIRIM ARACI OLMA ÖZELLİĞİNİ KAYBETTİ
Bu likidite daralmasıyla beraber dünyada bir durgunluğa doğru gidiş var. Örneğin Hindistan, Çin gibi dünya ekonomisini sürükleyen ülkelerde de özellikle hammadde alışları ve büyüme rakamlarında düşüşler var. Bunlar bir noktada parasal gereksinim getiriyor ve özellikle Avrupa bölgesinde ekonomilerin daralıyor olması ve borçluluk yapısının yeniden yapılandırılmasıyla tasarrufa yönelik bir dönemin başlamış olması, likidite ihtiyacı doğuracağından burada da gerek tasarruf amaçlı veya fon oluşturan bu
altın fonlarının satış yapmakta zorlandığın görüyoruz.
Altının bundan böyle yükselme güvencesi zedelenmiş durumda.
Altın güvenli yatırım olma olasılığını da özelliğini de kaybetmiş durumda. Çünkü dünyada
altını geçtiğimiz 20 yıla 30 yıl için değerlendirirsek; normalde ortalama 1 kilo
altının
dolar bazında yıllık ortalama değeri 12 bin 500
dolar.
Bugüne geldiğimizde 2011’in ikinci yarısında 60 bin
dolarlara kadar yükseldiğini gözlüyoruz 1 kilo
dolar fiyatının. Bu beş kat anlamına geliyor; normal ortalamanın beş kat üzerinde bir fiyat oluşmuş oluyor. Dolayısıyla
altın artık güvenli liman olma özelliğini kaybetmiş bir yatırım aracı olarak görülüyor.
Dünyada 165 ton
altın var şu anda. Yine dünyadaki
altın madenlerinin Türkiye de dâhil olmak üzere üretimi de yıllık 2500 ton.
Altın üstelik kullanıldıkça yok olan bir emtia değil veya bir maden değil, sürekli tabiatta olan bir metal. Geri dönüşümü de var.
GENÇLER İÇİN ALTIN SADECE BİR TAKI
Genç jenerasyon
altını sadece takı olarak kullanıyor, pek tasarruf yapmıyor.
O daha çok telefonunu değiştiriyor, cd alıyor veya elektronik bir cihaz alıyor bu tür harcamalarına daha çok önem veriyor. Bir de son dönemde bankaların yüksek miktarda kredi kartı dağıtmış olması, borçlanma gereksinimi oluşturuyor. Kazanmadığı parayı dolayısıyla harcamış oluyor, tasarruf etme imkanları oldukça daralmış durumda. Yani
altına içeride çok fazla talep yok; biz bunu rakamlarla da görüyoruz. Örneğin 2007 yılına kadar yıllık ortalama Türkiye’nin
altın ithalatı 200 ton iken 2008’den sonra bu rakam 166 tona sonra 36 - 37 tona şimdilerde de bu sene ilk 10 ayda 50 tona gelmiş durumda.
İÇERİDE ALTIN TALEBİ YOK
Tükettiğinin ya da ithal ettiğinin ancak dörtte birini şu anda ithal etmiş durumda Türkiye. Bu da içeride talebin olmadığını gösteriyor. Bu arada tabi bankalar yeni yatırım aracı olarak dışarıdaki o büyük yatırım bankalarının kurduğu
altın fonları gibi onlarla da dirsek teması yaparak burada da
altın fonu oluşturmuştur. Son dönemde yatırımcıyı biraz daha cezbetmek için veya mevduattaki parayı bana göre sıfır faizle kullanmak için, anapara korumalı
altın fonu çıkardılar.
ALTININ DÜŞECEĞİNİ BANKALAR DA BİLİYOR!Ben şu anda eleştiriyorum bankaları, çünkü
altın fiyatlarının düşeceğini onlar da dışarıdan aldıkları raporlarla biliyorlardı. Ama bir kısım banka çalışanları, kendi inisiyatifini kullanarak mevduat sahiplerini
altın fonuna yönelttiler. Şu anda 105 liradan gramı 108 liradan 24 ayar has
altın gramının alıp tasarruf etme amaçlı alımların olduğunu görüyoruz. Sık sık bu yatırımcılardan telefonlar alıyoruz, "Biz 108'lerden
altın aldık, şimdi 98'lerde ne yapalım" diye soranlar var tabi ki.
Ben bu noktada özellikle
dolar/TL ile içerde şekillenen 24 ayar
altının gram fiyatının da önümüzdeki günlerde gerileyeceğini düşünüyorum. Biliyorsunuz Merkez Bankası
dolar TL’de bir hedef belirlemiş durumda, bugün diyor ki "1.80’in üzerinde kalmasını istemiyoruz, bizim enflasyon programımızı zedeler. O bakımdan bunun üzerine geldiği sürece biz müdahale veya değişik diğer enstrümanlarla önlemeye çalışırız" gibi sert açıklamalar da geliyor. Yılbaşına kadar
doların, dışarıda
dolar paritesi ne olursa olsun, hatta daha da yükselse bile içeride
doların 1.70 – 1.68 TL civarında olacağını düşünüyorum.
DOLAR ULUSLARARASI PARA NİTELİĞİNİ KAYBEDEBİLİR, YENİ FENOMEN YUAN OLABİLİRAltın da ilk etapta 1.575
doları daha önceki gördüğü yeri gördükten sonra 1550
doları belki de önümüzdeki orta vadede 1.450 – 1.300
dolara kadar da gerileyebilir.
Dolardaki durağan TL fiyatıyla birlikte içeride de 24 ayar
altının gram fiyatının ilk etapta 90 TL’ye daha sonra da 70 TL’ye kadar gerileyebilir.
70 TL çok uzak bir rakam değil daha Nisan ayında ve 2011'in Ocak ayında zaten
altının gram fiyatı 70 liraydı. Dolayısıyla tekrar oraya dönmesi söz konusu olabilir. Ondan sonraki süreçte dış
piyasalardaki gelişmelere, içerideki ekonomik gelişmelere biraz daha dikkat etmek gerekecek. Onlar şekillendirecek
altın fiyatını. Ama gelecek 10 yıl içinde her ne kadar dünyada para sisteminde bir değişikliğe gidiliyor olsa bile örneğin
doların uluslararası para niteliğini kaybetme olasılığı var.
Ve onun yerine başka bir para birimi desteklenmesi beklentisi var. Euro biraz zor ama Çin Yuanı olabilir. Bu arada yeni bir gelişme var dünyada. Komşu ülkeler birbirleriyle kendi para birimleri cinsinden alışverişlerini, ihracatlarını, ithalatlarını gerçekleştiriyorlar. Bu da
dolara bir alternatif olacaktır. Ama bu yeniden finansal sektörde veya para birimlerinde şekillenme olurken
altını merkeze koymak çok da mümkün olmayacaktır. Böyle görüşler var.
ALTIN ONSUNUN 900 DOLARLARA GERİLEMESİNİ BEKLİYORUM
"Her şey
altına dayalı olacak. Merkez Bankalarında ne kadar
altın varsa o kadar para basılacak" şeklinde beklentiler de var.
Ben bunlara çok katılmıyorum. Çünkü dünyadaki elektronik iletişimdeki telekomünikasyondaki paranın bu kadar rahat dolaşımını sağlayacak kadar
altın olması mümkün değil. Bir değişiklik olacak ama bu çok fazla
altına dayalı ve
altını 10 bin
dolarlara götürecek bir süreç olmayacaktır. "Önümüzdeki dönemde veya biraz daha uzun vadede
altın daha da yükselecek" diyenlere ben katılmıyorum. Hatta
altının ons fiyatının 900
dolarlara kadar gerilemesini bekliyorum.
ÇOK SERT BİR GERİ ÇEKİLME YAŞANABİLİR
Bunu nerden tespit ettin derseniz, örneğin 1975 sonrasında, özellikle petrol kriziyle beraber,
altın karşılığı para basılmasından vazgeçilmesiyle birlikte
altının onsunun 32
dolardan 101
dolarlara, sonra da 1980'de İran-Irak savaşı öncesinde 850
dolarlara kadar onsunun yükseldiğini gözledik. O dönemde içeride yüksek enflasyon olduğu için ve başka bir yatırım aracı olmadığı için içeride de
altına bir talep vardı. Enflasyona karşı yatırımcı veya kişiler kendini korumak için
altın alıyordu. Ama bu dönemde onu yaşamadık. O noktadan itibaren 1980 yılından 1990 yılına kadar hatta 1999 yılına kadar dâhil olmak üzere
altının onsunun 276
dolara kadar gerilediğini gözledik. Yani 32
dolardan ilk kez böyle bir şey oluyor tabi 100 ve 150
dolarlara geldikten sonra 850
dolara kadar yükselen
altını, 275 – 276
dolara kadar gerilediğini dikkate aldığımızda yine 275
dolardan başlayan yükselişin geçen 10 yıl içinde, 2000 yıllarından itibaren öyleydi, geçen 10 yıl içinde 1922
dolarlara kadar yükselmesi sonrasında en az bunun yarısı kadarını geri verilmesi söz konusu. O da 900
dolara tekabül ediyor muhtemelen 900
dolarlara kadar bir geri çekilme önümüzdeki yıllarda görebiliriz. İçeride de bunun TL olarak yansımaları olacaktır.
PORTFÖYDE YÜZDE 20 ALTIN BULUNDURULMALI
Dolayısıyla ben altının önümüzdeki dönemde biraz daha gerileyeceğini düşünüyorum. Ama bu demek değil ki bundan sonra altın almayalım. "Artık altın bir yatırım amacı olmaktan çıktı" demek yanlış olur. Bizim Türkiye olarak geleneksel bir düşüncemiz var. İnsanlar ilk maaşını aldığında bir altın almayı hedefler.
Küçük tasarrufların şimdi örneğin şimdiki o metal paraların kumbaraya atılmak suretiyle ayda 1 tane çeyrek altın alınabilecek seviyede biriktirildiğini düşünüyorum. Böyle müşterilerimiz var. Uzun vadede altın yine düşse de küçük küçük yatırımlarla daha sonraki yıllarda gerek ev alımında, gerek evlenmelerde, gerek araba alımında bir yan gelir olarak bedava gibi gelebilen daha önceden yapılmış tasarruflar olarak altın tercih edilebilir. Portföylerde bana göre yüzde 20 altın bulundurulmalı. Bunun dışında sonraki dönemlerde hem siyasi hem ekonomik istikrar ve Türkiye’nin 2023'te en büyük 10 ekonomiden biri olma hedefini yakalama sürecinde Türk Lirasının daha güçlü bir para birimi olacağını düşünüyorum.
EMLAK ALIMLARINA YÖNELİN!
Altına alternatif olarak yatırımcılara ne yatırımı öneriyorsunuz?Altına büyük paralar yatırılmasından ziyade şu anda elinde yüklü miktarda altın bulunduranların ben
emlak alımına yönelmelerini öneriyorum. Özellikle konut alımı bence daha uygun olur. Bunu daha önceki deneyimlerimden söyleyebilirim. Örneğin şu anda 2-3 kg altın sattığınızda mükemmel bir daire alabilirsiniz. Ama 3-5 sene sonra aynı daireyi sattığınızda 7-8 kilo altın almanızı sağlayabilir. Büyük paraların şu anda altına değil, özellikle Türk Lirası yatırım araçlarına yönelmesini tavsiye ediyorum.
Bunlardan biri de hazine tahvilleri, gün itibariyle hazine yeni bir borçlanma takvimi yayımladı 2012 için. Borçlanmayı her geçen gün daha da azaltıyor. Devletin borçlanma gereksinimi azalıyor. Dolayısıyla önümüzdeki sene 101,4 milyar TL’lik bir borçlanma gerçekleştirme hedefiyle birlikte 140,50 milyar TL de geri ödemesi olacak.
Yani yüzde 40 daha az borçlanacak. O bakımdan tahvil faizleri enflasyon düşüldükten sonra bugün için yüzde 2 bir getiri sağlıyor. Mesela yüzde 8'lik yüzde 9'luk bir baremde yüzde 2 yaklaşık yüzde 25 getiri anlamına gelir. O bakımdan daha görünen bir tasarruf getirisi orda mevcut. Yabancılar da zaten bunu yapıyor.
Bankalar da özellikle mevduatta topladıkları parayı tahvile yatırıyor. Ama halk ya da tasarruf sahibi tahvil almak isterse ona biraz soğuk bakıyorlar. Çünkü kendi oluşturdukları hazine bonosundan, hisse senetlerinden veya diğer enstrümanlardan oluşturdukları fonları satmak istiyorlar. Ama o fonları kendi belirledikleri kâr oranında mevduat sahibine veya yatırımcıya sunuyorlar. Devlet tahvili olursa hem ikinci eli var hem devlet garantisi var hem de getirisi çok iyi. O bakımdan ben daha görünen kâr olarak düşünüldüğünde Türk Lirası cinsinden önümüzdeki dönemde de tahvil alınmasını öneririm.
LİKİDİTE AZALMASINA DOĞRU GİDİŞ!
Peki, özellikle faizlerde bir artış sürecine girildi Merkez Bankası'nın aldığı kararların yüksek faize işaret ettiği belirtiliyor. Bu altın talebini ve fiyatlarını ne yönde etkiler?
Elbette son dönemde
dolar TL’nin cari açıktan dolayı yükselişinin etkisiyle enflasyona bir yansıma var. Enerji fiyatlarının yüksek olmasının da enflasyona bir yansıması var. Bunu frenleyebilmek için Merkez Bankası hem dövizde fiyat istikrarı sağlamaya hem finansal istikrara özen göstermeye, korumaya, bir taraftan da enflasyondaki düşüş trendinin sürdürmeye çalışıyor. Düşen enflasyon hedefinden sapma istemiyor.
Bu çerçevede zaman zaman faizler yükselebilir artık. Daha önce döviz fiyatları dikkate alınıyordu, şimdi onun önüne faiz geçmiş durumda. Önümüzdeki günlerde eğer
piyasada likidite artışı olursa faizler yükselebilir. Likidite azalması olursa, ki şu an bir likidite azalmasına doğru gidiş görüyorum, faizler biraz daha düşebilir. Dolayısıyla parayı çok sıkmak da doğru değil çok gevşek bırakmak da. Ortada bir yerde tutmaya odaklı politikayla faizlerle sık sık oynayacaklarını görüyorum.
ALTINDA 70 TL'YI BEKLEYİN
Ben yine de çift haneli faiz oranlarından tekrar yüzde 8’lere, yüzde 9’lara bir geri çekilme olacağını düşünüyorum. Bu noktada altın almak isteyenlerin 70TL’ye kadar beklemelerinde fayda var. Hatta yükselişler satış fırsatı olarak değerlendirilmeli.
Şu anda zaten taleplerin çok düşük olduğunu görüyoruz. Altının gramı Türkiye’de de dışarıda yükselişi sırasında, de 109 TL ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Şu anda onun yüzde 10 altında, yani 98 – 99TL’den işlem görüyor. Ama önümüzdeki ay ya da aylar itibariyle ilk etapta 90 TL’ye gerileyebilir. O bakımdan gerileme sürecindeyken hangi yatırım aracı olursa olsun gerileme bitmeden alım yapmak uygun olmaz. Çünkü gerileme sürecinde alırsanız bir sonraki alacağınız daha ucuzdan olacaktır. Bu nedenle beklemekte fayda var.
Yükselişte ise tam tersi her yükselen fiyattan kısım kısım satmakta fayda var bu bakımdan bu süreçte altın almak yerine fiyatların izlenmesini o seviyelere geldiğinde de orta bir uzun vadede olmak üzere bir miktar altın alınabileceğini düşünüyorum.
İŞLEM HACMİNDE YÜZDE 90 KAYIP!
Mesela Kapalıçarşı’da alım satım işlemlerinin bir ara durduğunu öğrenmiştik. Şimdi yeniden hacim başladı mı yoksa hala belirsizlikler var ve alım satım işlemleri sağlıksız mı yürüyor?